5.12.10

şiz opera saatler

gidişinin ceplerinde lambalar
onlar bir daha gülmediler
durmadı şema ile muallakta
taşındı okyanusun fethinden
savunmasız yanlışlarım paradoks
Yanıp sönüyor kalmışlığım
Kaç hayali özlediğim dönüyor
Tıpkı mağrur yelkenlileri
Ben de gülmedim bir süre
Müziksiz toplandı çiçekler
Geride ispatlanabilir bahriyelileri
Ardından bıraktıklarını dönmediler
Aşağı sokaktan üzülmemelisin
Yani mimiklerin salonunda
Belki sadece anılarım sürede
Kahkaha senden yarım işte
Ama ne değişecektir

Üstünde kırık özlüyorum onu
Bir daha geçiyor çocukluğum
Ses kaybına ağlayamıyorum
Değişmek zorunda onlar da çok
Uyarmalıydım benim adımlarını
Tragedyalar hatamdı gülmeliyiz
Kendinden beni gerekirse gittin
Gözlerinde ilk müdahalesi eslerin
Kalabalıklar biliyorum peşinden
Kısa sonra hiç hissettim

Bu piyadeleri biliyorum
Uçurtmalar sokakta zaman çekişiyor
Seni sakın aklımdan bir deli
Uğruyor film telaşında garip
Bir için esin no bir
Siz şu pera saatler
Öyle koşturuyorum acemi
Çocukluğum fayda etmiyor hiçbir

Ki özlüyorum bir bir evet
Sen de özlediğim şu zaman
Gitmek miydin acaba zorum
Ki çok incinecek onu çok
Öyle üstünde bakışlarım
Seni geçiyor bana kadar
Sensizlikle darmadağın
Toplama, tıpkı katılmalısın
Usul tüm odalar ışık
Aşağı sokakta eşsiz yanıp

nihanaydın...*

17.11.10

esir gecesi kumar

Bir.
En.
Bir.
Ve…
Bir(!)

Uçucu; buhar! ne !

İndirilmiş zamanlarca hüzün
Turladığı hislere azot
Kör bir lamba sus pus
Kafasında tırmanan mahkum

Onu bir bakışta astılar
Sonunda yıldızlar hiç şüphesiz
Kementler geceyi aksak,
İnceltir geceyi esir.
Sallanıyor kafanın yangın mercekleri

Bellidir
Keskin jileti tanrıyla
Bellidir
Tekmil cüretkar takılacaksınız
Bellidir
Gülümseyişler en mahreminize perdeden
Belirsiz
Kendinize şimdi çokça müphem

Bir oynanan hız deli
İki başlanacak onun nefesini
Üç kurdele kesildi

Kafasında sayısız kepenkleri
Bulvarları koy bir tarafına
Söndürün kumpanyalar mümkün
Daha fazla kesecek keşif
Göz içeri kırılıp düştüğünden beri
Evvel geçti an yokuş
Bilinen dudakları anılar
Suratları soy her yanına
Kafasında unutmak mahrum
Kötülük çiçekler körkütük

Camların ağır bedeni
Kıyak iplerine asmış
Tüm gibi yanılgılarınızdan bir
Ruhunu senetler sürrealist
Bir elbise yine de
İlk belli ki bu soluklarından
Sokağı sökülürken serin,
İnce bir haylaz ruhunda
Bütün kaydı muhasebesini kavrayan
Yıldızlar dağılırken kumardı, peşin!
Bakışları öyle sinema..

Çözülmez sessizliklerin adımları
Melodinin baharat kuşkusu
Hiçbir denizi flu rüyalar
Bu ilk bakışta kumar…
Şimdi hangisi gece
Kesif koyu zehir
Kendinden kelebek dağılan ışıklar
Lambaları fethetmiş elleri
An’ dır kandır yalandır
Yağmadır bilekleri kıvrılan
Öldürün şimdi yıldızlar
Dövülecek yürek demir

nihanaydın...*

13.11.10

geçmiş zaman olur mitoz

tek bir zamanın şimdisi
trafik tamamen içindeyse
mercek canlısından minimal, belirsiz
aşk eski bayramların çelişkisi
onlar vaadinde çok sevilmiş
medeniyet kurmadıkça tanıksız
tanımsız tutuklu büyüteçlerde
ekşimiş hikayeleriz
fermentasyon affetsin
mi dene, ne bilir umursuzluk
ve de, ne bilirse de
suçlarınız böyle mi hiçleşsin
hayır diyorum hayır
odak çabalanmış coşkunuz
nankörlük boyaların duvar tercihi
saçma bir aydınlanış tepemize çöktü
flaşlar kahretsin
raslantının resme kötüsü
sonra bir resme daha ve bir kaç resme
resmen burulmak işte seste
işi üzümlerin hüzünlerim olsun
burukluk tahsis edilmiş tesis
Koşun öylece zannında öğretisi
ey affedin çabalanabilirim
aşklar da böyle mi hiçleşsin
işi hüzünlerin üzümlerin olsun
sana öylece susabilirim
hey güzellik suçları işlerde
sonra yolsun testi dolsun kürek
aşkın uğraşılmış vaktinde filmi
gelin öylece
saflarını belirleyen güzellik
soruları inatla çoğuluz
görmüştüm neden diyen cam
dışında ben vardım içinde otobüs
on sene sonra dedim,
sonra yirmi sene
ah şu bazen..,bazen işte...

nihanaydın...*

23.10.10

aklındaki izler benim

Bir fırtınayı uçuyor teslimiyet
Anların da olmadığı bir zamandan
Kelimelerin ötesindeki yelkenlerin
Vecdi geziyorsun üstelik
Bir kapanıyor zihnimde kelebek
Bir anlatabildiklerini şölenin
Seni tanıyorum, savaşlara çok
Kağıttan uydurulmuş gerçeklik
Çağ bitiyor, duruyorsun

Bu musun kusursuz nefesle
Karşılaşmıştık bir isyankar sessiz
Sana yetmez asırlar tesiri
Kayıtsız adım atmanın içinde devrim
Geliyorsun ihtirasların kuşkusuz
Azize ve serseri çocuklarıyız cehennemin
Çıldırıyorsun zamanın ayininde
Bana susamayacaksın retinan benim

Kıyametin ülkesine kelebek bu ruh
Gökyüzünün arasında öylece durmalı
Her şey iki kez tekrarlanacak
Komedyasında bir boşluğun dokusu biz
Sağanaklara çok nefes kurban etmiş
İlahi kurgusu anlatmanın üstelik
Yer gelmez sana oyunların eşiğindesin

Aklım algının kışı
Bak gökler patlayan kavganın
Biriken tizlerin kime tortularını
Soluyorsun unutturacak oksijeni
İşte her neyse ateşe verecek olan
İrtifa kaybeden göğün lambası
Tepelerin sırtında yağlı boya duraklar
Ah pastoral, o da duymalı sesini
Nüshası eksik şimdi köşelerin

Olsa boşluğun bakışlarındaki
Patlayan işgal biliyorsun
Bulaşan sakinlikte inançsızlığı
Sadece gibi damıtıyor şaşkınlığı
Kıpırdanışları belli ışık sessiz
Ama kimseye yorgunsun değmiyor
İç yoktu hiç anlamazlardı
Ama bilmelisin o kadar seni
Ama duysun kimse değil

Umursamaz sorguluyorsun içinde bir
Aklındaki izleri kazıyacak oysa ki
Orada hatta içindeki kırılıyor
Bir ki; bir ki üç dört biri
Soluyorsun şifreleri de duyuyorum
Alıp da seni öncesinde doruksuz
Neşesi geldi mi suskun ya da hiç
Geçişlerinin kokusu acemi
Tek sende frekansları direniş

Şimdi anlıyorsun beni


nihanaydın...*

27.9.10

iz günlerim

Bana de!
Diler ki,
'Çık şu hayal dünyasından!'
Çıkayım mı hayalin bu dünyasından?

Leşiyim Cuma yangının bir
Kavgalar büyüyen yastığımda
Devrim sancıyan tırnağım
Sırtımda ahtapot adamlar
Cumartesi bir yağmuru giyindim
Odalardan çıktım dar alan

Pazar tam üç kişiydim
Şeytan melek ve peygamber
Çok eğlendirdim tanrıyı
Ve ısmarladı hepimize uygun bir şeyler
Yandık buz kestik ve bekledik
Araf diye bir bar
Orta çağ beni affetsin külleriyle
Çok engizisyon tükürdüm

Pazartesi yalancının tekiyim
Gülümseyeceğim bana durmadan inan
Yeter enerjim kurtarmaya dünyayı bütün
Her hallolur şey ve güzel şey her
Tutacak evreni büyük
Umutsuzca optimist çöllerim
Ve cesurca tatminsiz

Rutin savaş ganimetiyim salı
Her yanımdan zincirler bağırıyor
İliklerimin reddettiği kemiklerin
Yürüyen bantta hareket, siz
Olağan dilimde defo kelimeler
Biraz ısı ve hız
Dişlilerin gıcırdadığı iklim
Arya ile bir düzensizlik

Keşiyim zamanın çarşamba
Nerde bulursam orda
Her şeye yakın ve uzak
Kadar, hür düşebilecek kadar
Fakat silindi saat
Dönebilir ne gidebilir ileriye ne de
Umursamazca yürürken iplerim
Korkunç bir çevrim içre: im

Sabrın perşembe eşiyim
Önce havale başlamadan
Göller görüyorum acelesiz, duru
Oruçlar yıkıyor şatoları
Susuyorum dingin göller
Göller susuyorum es’siz

Geçeceğim iz günlerim
Hayatla ölüm arasında bir fark olmalı elwin..


nihanaydın...*

25.9.10

kesit leyla azı

Azı dişlerimin dibi
Çoğu zarar hesabın kararı
Leyla bildiğin kaşif; bulmuş
Hiçbir nöron sanıldığı gibi
Zaman bilinen kaç duyumuz
Geçici meteorlar görünüyor

Midem aklımın anahtarı ıslak
Sarhoşken oldukça anarşist
Leyla azı zarar çoğu yalan
Sancaklar sınırlarında kasılı
Hız öncesi kontak karıncalar
Suç beklentisi hiçbir dip

İçinizden nefes almak geliyor
Sesleri çıldırıyorum
İntihar yamyamları melodramın
Bir bunlar kararlı sadece
Olmaz ya yine de beni susun
Duyduklarım duygularında aceleci
Akan şu ışığı tanıyorum
Bir ben var ki öyle
Bunu sadece ben yapıyorum

Eskidik.
Benim her yolların sonu
Madalyonun yüzü alarm
Üst yazıyı aralarından etti
Kesiklerinin bilekleri çok kuruş
Leyla, sardunyalı bir kesit
Tabancasını çıkarıp hepimizi silecek
Düşünce lekesi ben diye konuş
Akarken kendi aldığı kurtuluş
Beyniydi mezarlıkta gezen birinin
Ve sallan parmak nokta gibi

…sonra beni buluyorsun
…bak yine sesimdesin.



nihanaydın...*

22.9.10

ses kuyusu

Ses kuyusu
Dalları yapraklanan, renk
Hayal et
Kendiliğinden mecaz göz
İri, gitgide yetişen
Gibi, çizgi filmler
Suretler demin ten geçecek
Cam gerçeği iris patlayan ışıklar
Hareket yüklenen ıs, arsız
Boğuk hitapları çatlamış
Balkonda tango çiçekler
İçerinin gölgeleri hararetlenen
En hızlı yükselecek asır,
Gel.

Varla yok çok çabuk
Uçacak hep sarana dek,
Yer çekmeden ve rüzgâr
Asılı şeyler etraf ağırlıksız
Konuşması flu ziller uzaklar
Bir de göçlerin çöl sözü
İşte böyle kelebekler soğuk
Tortu pürüzü heceler duru
Söylenceler dilenciler ve daha
Boncuklarıyla kafile dalgalanır
Ve deha yıldızlarıyla ve neler
Geceler yalın ki hücreyken
Bir hikaye sızan suya
Peşin süzecek sakin bizi
Kimlerin biri yorgun sesi
İşler kısa kimlerin
Nasıllar izi soracak
Nesneleri hatırlar hiç yaşanmamış
Bilinmedikleri bulur zaman
Üç noktası yoktur
Şimdi özlemek vakti.

Biz havalanan hafif dalga
Cızırtılı sadelenişler
Yumuşak, yıpranmış tını
Cevabı müzik burada
Keşişler çağ sürüyen eteklerinde
Kozalar seni çeviren
Bir dans bir frekans
Direnişler tığ bileyen asi
Dantel dökülen bileklerimden
Gözlerimi bıraktım
İs kuytusu


nihanaydın...*