9.12.09

Kim Düşü?

Kim düşü...
Nasıl anlarsan öyle.

Boğazda yeşil kaşlı, lacivert tenli, kırmızı sessiz bir kene.
Süründüğümüzdür deriler yağlı gliserinli serinsiz şeyler, 
terleridir tenleridir deliler.

Susmuyor, sonra vicdan sonra mi notası.
Kaşıklarını alıp geldi hem ondan. Ne kadar çürütürsen ego payı.

Yankısı isminin kukla hesabı. 
İpleri düğümleyin, çözün, köreltin. 
Yumurur, yumrudur lenften kökler. 
Mayamız olsun. Çoğalalım. Hayır! gibi bitelim gökten. 
Sallanıyor raylar püskülü gibi mısırın.
Devrildiğimiz bir anıtız, kimseye es hesabı yok.
Bizimle oynadılar, 
ve buna başladı çukurlar.
Bir şey diyordum unutacağım 
işte bu kadar.

Çekiyor ıslak loş ve yapışkan,
toprak kokusu tohumun yas bayramını öpüyor.
Ellerimiz kirli, ellerimiz değişken.
Ama desin biri gırtlağıyla sohbetken
karşısına alsın
siz heykelleşin siz dertleşin
ve biraz da siz olun.
Birisi biraz sinirlensin, siz bizken.

Sakat sözleri atlıyor kıvrımsız çarpışmalar
önce gözleri acıttılar.
Biberi bilir misin, göz kapağının altında yetiştirilir.
Modifiye bir kış rüzgarı eser
dondurmaları eritir.

Şimdi küselim.
Barışın sakat tanrısı, meydanın muharebesinde dişlerini unuttu.
Sıkılmayın zaten takmaydı ve takılacak kemiği yoktu. 
Çoktu diyerek anlatılacak çoktu.
Sonra ezelim, sonra güzelim
sonra üzerim. 
Olayın ana fikri belki buydu.


Nihan AYDIN ...*

Hiç yorum yok: